Enerjiye yapılan Zamlar Aydınlatma Isınma ve Bütçemizi Karartacak
Aylık otomatik doğal gaz zamları doğal gazın kullanımım güçleştirecek, emekçiler artan doğal gaz faturalarım ödemekte zorlanacak; sanayi ve iş yerlerindeki
doğal gaz kullanımını da sorunlu hale getirecektir. Doğal gaz fiyatlarında 1 Kasım 2008 itibarıyla geçerli olan yüzde 23.85'lik zam, toplumsal yaşamda yem bir döneme girildiğinin işaretim vermektedir. Bilindiği üzere Yüksek Planlama Kurulu Karan uyarınca enerji KİT'lerinde "Maliyet Bazlı Fiyatlandırma Mekanizması" adıyla ve IMF ve ABD'ye verilen taahhütler uyarınca otomatik zam uygulamasına geçilmiştir. Böylelikle doğal gazda aylık, elektrikte ise üç aylık dönemlerle otomatik zamlar yürürlüğe konulmuştur. Bu uygulama uyarınca doğal gaz fiyatları Ocak, Haziran, Ağustos ve Ekim başmda yapılan zamlara ek olarak yürürlüğe giren yeni zamla konutlarda ÖTV ve KDV dahil fiyatlar yüzde 82.15 oranında artmıştır.
Son on bir aylık dönemde, konul/İş yeri vb. tüketicilere uygulanmak üzere BOTAŞ'm dağıtım şirketlerine uyguladığı satış fiyatları aşağıdadır.
Tablodaki rakamlara gaz dağıtım şirketlerinin uyguladığı ve 5,5 cente kadar varan Birim Hizmet ve Amortisman Bedelleri de eklendiğinde Ankara, İstanbul, İzmit gibi kentlerde doğal gaz satış fiyatı 1.07 YTL/m3e ulaşacaktır. Böylece kombi ile ısınan bir ailenin aylık doğal gaz gideri 1 YTL/m3 üzerinden ayda 133,3 YTL, yıllık gideri ise 1.500 m3 üzerinden 1,6 milyar YTL olacaktır. Yine bir ailenin şu anki aylık elektrik tüketimi 300 kw üzerinden 75 YTL, yıllık toplamda ise 900 YTL'dir. Bir ailenin şu anki aylık doğal gaz + elektrik toplam enerji gideri ise 208,30 YTL olacaktır. Gerek yalnızca bu durum gerekse doğal gaza aylık, elektriğe üç ayda bir zam yapılacak olması bütün emekçiler ve dar gelirlilere gündelik yaşamda kâbus yaşatır düzeydedir. Yeterince ısınmak ve yaşanılan mekânları gerektiği gibi aydınlatmak artık olanaklı olmaktan çıkmaktadır.
Yenilenebilir Enerji 2009’da Patlayacak !!!
Perşembe, 25 Aralık 2008 16:23
Yeşil enerji
nin gelişimini değiştirecek.
Yeşil teknoloji hakkındaki eski görüş, enerjinin çok sayıda küçük, bireysel kaynaklara ve pazar gücünü kullanan yeşil ekonomiye dayanıyordu. Yeşillerin yeni yoluysa yönetmelik ve devletin karşılıksız desteğinden geçiyor. Buna göre, enerji sektöründe çoğunlukla geçerli olduğu üzere, ekonomik krizleri atlatma çaresi olarak daha büyüğün daha iyi olduğu kabul edilirdi. Fakat yenilenebilir enerjiler de anlayış biraz farklı görünüyor. Yeşil enerji ve elektrikin gelişimi daha çok bizlerden oluşuyor.
Rüzgar Enerjisi istihdam yaratacak!
Ekonomiyi çevreci yatırımlar düze çıkarabilir mi? Türkiye için yeşil ışık yanmak üzere.
Ortada bir hasta, iki hastalık var, ikisinin de aynı anda ve acilen tedavi edilmesi gerekiyor. Çevre ve enerji konularında Kanada Hükümeti'ne de danışmanlık yapan, Ontario Üniversitesi Teknoloji Enstitüsü'nden Prof. İbrahim Dinçer, "bu iki hastalığı bir defada çözebilecek bir ilaca", iş çevrelerinde bugüne kadar verimsiz görünen temiz teknolojilere işaret ediyor.Yeşil işler, düşünüldüğünden daha kârlı olabilir. Küresel eko nomik kriz dalga dalga yayılırken, yeşil teknolojilerin krizden çıkış yolu olabileceğinden artık daha sık bahsediliyor. Genellikle kuru ve sıkıcı raporlar hazırlayan Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) bir süredir heyecanlı görünüyor ve dünyayı radikal bir değişime ikna etmeye çalışıyor. Hedef küresel ekonomide bir devrim yaparak bir taşla iki kuş vurmak.
Küresel durgunluğu, ekonomiyi hareketlendirecek yeni bir lider sektör çözebilir. Rüzgâr, güneş ve küçük hidroelektrik santralleri gibi yenilebilir enerjilerden, organik tarımdan, akıllı binalardan, hibrid otomobillerden oluşan çevreci bir sektör. IEA'nın enerji arz-talep dengesine yönelik projeksiyonları 2030'a kadar dünyadaki enerji talebinin yaklaşık yüzde 50 artacağını, petrol ve gaz üretimindeki gelişimin bu talebi karşılayamayacağını, bu yüzden fiyatlarının da tırmanacağını ve sera gazı salımının giderek yükseleceğini ortaya koyuyor. Ajansın bir uyarısı daha var: Küresel ısınmayı, en azından geri dönüşsüz zararlara yol açacağı sınır olan artı 2 derecenin altında durdurabilmek için, 2050 yılında karbon emisyon oranının bugünkü seviyenin yarısında olması gerekiyor. Bunun için de, yenilenebilir enerjiler gibi temiz enerjilere ve enerji verimliliğine yaklaşık 45 trilyon dolarlık yatırım yapılmasını istiyor ajans.
2008'de yüzde 9,8'e çıkan işsizlik oranı ve yüzde 4'ün altına düşmesi beklenen büyüme oranıyla Türkiye ekonomik krizden doğan bu fırsatı kullanabilir. Hükümetin niyeti de bu yönde. Bu yılın başında Türkiye'nin atmosfere salınan sera gazlarını sınırlamaya yönelik Kyoto Protokolü'nü imzalayacağının açıklanması bir ilk adımdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Kasım başında da Türkiye'nin enerjiye 2020 yılına kadar 130 milyar dolarlık yatırım yapması gerektiğini, bakanlığının bunun için gerekli ortamı oluşturmak üzere çalıştığını açıkladı. Bu yatırımın önemli bölümünün başta rüzgâr ve güneş olmak üzere yenilenebilir enerji alanında olması planlanıyor. Bu alanda yatırım yapanlara finansman desteği sağlayan Türkiye Sınai Kalkınma Bankası Mühendislik ve Çevre Yöneticisi Hülya Kurt'a göre Türkiye'nin önünde çok önemli bir fırsat var: "Rüzgar, hidroelektrik, jeotermal, biyokütle ve güneş gibi yenilenebilir kaynakları kullanarak enerji üretecek yatırımlar ile sanayi ve konutlarda enerji verimliliğini artıracak yatırımların, Türkiye'de daha büyük boyutlara ulaşacağını tahmin ediyoruz. Hele ekonomik büyümenin azaldığı bir döneme girilmişken."
Ortada ciddi bir ekonomik kriz varken iddiada bulunmak zor. Zira kriz öncesinde bu yatırımlara heveslenenler, artık kendilerinden o kadar da emin değil. İtalya ve bazı Doğu Avrupa ülkeleri çok önce kararlaştırılan Avrupa Birliği (AB) hedeflerinden yan çiziyor. Çin, büyüme oranının tek haneye düşme sıkıntısını yaşarken Pekin Olimpiyatları sırasında uyanan çevre bilincinin üzerinde artık pek durmuyor. Yine de hedeflerinde ısrar edenler var. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, bu defaki New Deal'ın (ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt'in ülkeyi 1930'larda girdiği ekonomik buhrandan çıkarmak için 1933-1936 arasında uyguladığı, özellikle istihdama dayanan önlemler paketi) 'yeşil' olması gerektiğini söylüyor. ABD'nin yeni başkanı Barack Obama, İngiltere Başbakanı Gordon Brown, Fransız Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve daha fazlası onunla aynı fikirde.
ABD, 1929'da başlayan Büyük Buhran'dan ancak II. Dünya Savaşı ve hızla serpilen askeri teknoloji sayesinde çıkmıştı. 1990'ların krizi ise internet ve iletişim sektöründeki patlamayla aşıldı. O çökünce de hızla büyüyen emlâk ve finans piyasaları devreye girdi. Şimdi bu iki piyasa da çöküşte ve ekonominin direksiyonuna geçecek yeni şoförün kim olacağı konuşuluyor. Yeni New Deal taraftarları devasa kamu yatırımları ve mali teşviklerin, özel sektörün yeni endüstrileri geliştirmek ve milyonlarca kişiyi istihdam edebilmesi için bir zemin oluşturacağını söylüyor. Umulan, bu şekilde orta vadede gezegenin de kurtulması. Avrupa Yenilenebilir Enerji Konseyi Politika Direktörü Oliver Schafer, "Bu şekilde kâğıtlara ya da kendini mahveden finans sektörüne para vermiş olmayacaksınız" diyor, "temiz teknolojiye yatırım yapıyorsunuz, yani gerçek bir iş sahasına." ABD'nin başkenti Washington DC'de enerji alanında yatırım danışmanlığı hizmeti sağlayan Gainer Industries'in CEO'su Nalan Gainer ise enerji sektöründe temel bir kavram değişimi yaşandığını söylüyor. "Artık yeni bir sektörün diğerlerinin arasında kendine pazar payı bulmaya çalışmasından bahsedilmiyor; esas amaç fosil yakıta dayalı bir sektörü temiz enerji sistemleriyle değiştirmek." Gainer temiz enerjinin özellikle son dört yılda müthiş bir ivme kazandığını da öne sürüyor. Bu dönemde rüzgâr, güneş ve biyo-yakıt sektöründeki yatırımlarda artışın yıllık yüzde 50'yi aştığını anlatan Gainer'a göre söz konusu rakam "dünya altyapı yatırımlarının yüzde 1'ine tekabül ederken, enerji alanında ise yüzde 20'lik bir dilimi oluşturuyor."
Başkanlık görevini Ocak 2009'da George W. Bush'tan devralacak Barack Obama, seçim kampanyası sırasında temiz enerji ekonomisine 10 yıl içinde 150 milyar dolar yatırma sözünü vermişti. Bunun özel sektörde 5 milyon kişilik yeşil iş sahası yaratması planlanıyor. Obama hibrid otomobillerin ticari hale getirilmesini, yenilenebilir enerji sektörünün geliştirilmesini, enerji verimliliğini teşvik etmeyi, düşük emisyonlu kömür tesislerine yatırımı da destekliyordu. Seçildikten sonra Enerji Bakanlığı koltuğuna, yenilenebilir enerji ve küresel ısınma konularında da çalışan Nobel ödüllü fizikçi Steven Shu'yu getirmesi yeni başkanın kararlılığını gösterdi. Öte yandan, Amerikan Kongresi de Ekim ayındaki büyük kurtarma paketini onaylarken karşılığında yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi şartını öne sürdü. Avrupalılar ise bu konuda ABD'den çok daha kararlı görünüyor. Yakın tarihli bir BM raporuna göre Almanya'nın 240 milyar dolarlık yenilenebilir enerji sektörü 250 bin çalışanı istihdam ediyor. Sektörün 2020'de, şu an Almanya'da en çok çalışanın istihdam edildiği otomotiv sektörünü geride bırakacağı hesaplanıyor. İngiltere 2020'ye kadar
7 bin rüzgâr türbinine 100 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlıyor. Hükümet böylelikle 160 bin kişilik işgücüne ihtiyaç duyulacağını öne sürüyor. İngiltere Başbakanı Gordon Brown "Bazılarının, dünyanın içinde bulunduğu zor mali koşullar nedeniyle uluslararası camianın iklim değişikliğini şimdilik rafa kaldırması gerektiğini düşündüğünü biliyorum. Ben tam tersinin geçerli olduğuna inanıyorum." Daha da coşkulu olan Japonya Başbakanı Taro Aso'ysa "yeni bir büyüme için harika bir fırsat"ın kapıda olduğuna inanıyor. Aso'nun hedefi dünyanın geri kalanındaki büyümeyle uyumlu bir düşük karbon toplumu.
Türkiye elektrik ve doğalgaz tüketiminde yıllık ortalama yüzde 5,6 artışla Çin'den sonra ikinci sırada yer alıyor. Bu da ciddi bir enerji açlığı demek. Yıllık enerji üretimi ve tüketimi arasındaki uçurumun giderek büyüdüğü ve enerjide dışa bağımlılığı (özellikle Rusya'ya) artan Türkiye, yıllardır bu açığı nasıl kapatacağını tartışıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler'in açıklamalarından enerji sektörüne 2020 yılına kadar yapılması planlanan 130 milyar dolarlık yatırımın içinde yenilenebilir enerjinin de olduğu anlaşılıyor. "Rüzgâr enerjisine özel bir önem veriyoruz" diyen Güler, bu sektörde türbinleri de Türkiye'de üreterek 20 bin megavatlık bir elektrik üretimini hedeflediklerini, bunun da 40 milyar dolarlık bir yatırım anlamına geldiğini söylüyor. Bakanlığın yaptığı araştırmalara göre (bunların başlıcaları Türkiye'nin rüzgâr ve güneş atlaslarını çıkarmaktı) 48 bin megavatlık rüzgâr potansiyeli Türkiye'yi Avrupa'da bu sektörde lider ülke pozisyonuna getirebilir. Bakan Güler, Türkiye'nin güneş enerjisi potansiyeline güvendiğini de ülkenin elektrik üreten bütün tesislerini toplayınca 192 milyar kilovat saate ancak ulaşıldığına, güneş potansiyelinin ise 380 milyar kilovat saat olduğuna işaret ederek göstermişti: "Antalya'daki evlerin yüzde 80'inin üzerine güneş pili koysak 10 tane Kayseri'nin elektriğini üretebiliyoruz." Türkiye'nin bu konuda geç kaldığını ama bunun bile bir avantaj olarak kullanılabileceğini düşünenler de var. Sivil toplum kuruluşlarının çevre konusunda bilincini artırmak ve proje geliştirmek amacıyla çalışmalar yapan Bölgesel Çevre Merkezi'nin (REC) direktör yardımcısı Yunus Arıkan, Türkiye'nin enerji tüketimi son 25 yılda iki kat artmışken, yenilenebilir enerjinin toplam enerji üretimindeki payının geriye gittiğini, alternatif enerjilerin artık bir seçenek değil zorunluluk olduğunu savunuyor. Arıkan'a göre Türkiye, çok ciddi bir potansiyeli olmasına rağmen bu alanda şu an çok geride ama bakir olması hiç değilse doğru senaryoları üretebilme konusunda elini güçlendiriyor: "Türkiye trendi kaçırırsa, teknolojiyi de kaçıracak ve onu da ithal eder konuma gelecek. Geriden geliyoruz; bu yüzden hızlı koşmalıyız. Teknoloji transferlerinin kurgulamasına ve hangi sektörlere yatırım yapılacağına bir an önce karar verirsek ibre artıya dönebilir."
Uzmanların çoğu yavaş buluyor ama Bakanlık, en çok da enerji güvenliği kaygısıyla konuyla ilgileniyor. Türkiye petrolün yüzde 92'sini, doğalgazın ise yaklaşık yüzde 98'ini ithal ediyor. Petrolün fiyatı varil başına 1 dolar arttığında ekonomiye getirdiği yük 170 milyon dolar. Özellikle de kriz zamanında enerji darboğazına girmekten çekinen hükümet, Türkiye'deki alternatif enerji potansiyelini değerlendirmek istiyor. Enerji Bakanlığı 2000'li yılların başından beri aldığı bir dizi önlemle konuyu sıcak tutuyor. İlk adım, Nisan 2004'te Türkiye Enerji Verimliliği Stratejisi hazırlanarak atılmıştı. 2007 Mayısı'nda da uzun yıllardır beklenen Enerji Verimliliği Kanunu yürürlüğe girdi. Bu yılın başında Başbakanlık Enerji Verimliliği Genelgesi, Ekim ayında ise Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına İlişkin Yönetmelik yayımlandı.
Enerji bakanlığı, özellikle de Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü yoğun mesai yapıyor ve işin bürokratik kısmını halletmeye çalışıyor ama şimdiye kadar yapılan çalışmalar, Türkiye'nin önünü görmesine yetecek çapta veri oluşturamadı. Türkiye'de ABD, Almanya veya Fransa'da olduğu gibi ayrıntılı istihdam ve yatırım rakamları yok. Greenpeace Türkiye'nin Enerji ve İklim Kampanyası Sorumlusu Hilal Atıcı "Türkiye'de iklim değişikliği şimdiye kadar ciddi bir siyasi tartışmaya konu olamadığı için ne enerji verimliliği ne de yenilenebilir enerji senaryolarıyla ilgili ayrıntılı çalışmalar yapılıyor, bu da bir kısır döngü oluşturuyor" diye yakınıyor. Atıcı'ya göre böyle bir çalışmanın eksikliği de hem Türkiye'nin potansiyelini görmeyi hem de yeterli veriler üzerinden tartışmayı olanaksız kılıyor.
Türkiye'de Güneş Enerjisi
Administrator tarafından yazıldı. Perşembe, 08 Mayıs 2008 03:54
Ülkemiz, coğrafi konumu nedeniyle sahip olduğu güneş enerjisi potansiyeli açısından birçok ülkeye göre şanslı durumdadır. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünde (DMİ) mevcut bulunan 1966-1982 yıllarında ölçülen güneşlenme süresi ve ışınım şiddeti verilerinden yararlanarak EİE tarafından yapılan çalışmaya göre Türkiye'nin ortalama yıllık toplam güneşlenme süresi 2640 saat (günlük toplam 7,2 saat), ortalama toplam ışınım şiddeti 1311 kWh/m²-yıl (günlük toplam 3,6 kWh/m²) olduğu tespit edilmiştir.
Türkiye'de Güneş Enerjisi
Sayfa 11 > 11
Üyelik ve Giriş Formu
Sun Enerji Kataloglar
Anket
Ev ve İş yerinizi nasıl ısıtmak istersiniz ?
Kişiler
İçerik : 107
İçerik Tıklama Görünümü : 147432
En Çok Okunan İçerik
- Doğal Aydınlatma Daylight, Günışığı Aydınlatma Sistemi nasıl çalışır?
- SunEnerji Broşürler / Kataloglar
- Biz Kimiz
- Solar elektrik Sistemleri
- Güneş Isı Uygulama
- Güneş enerjisinden kimler nasıl faydalanır?
- Okul - Villa - Konutlar için Pv Sistemler
- Rüzgar Jeneratörü 200 Watt
- Danışmanlık/Proje
- Güneş Solar, Rüzgar Türbini Tarlaları
